BİLİM TARİHİ

“Canlı Bilimler Söyleşileri” İsimli Etkinliğimiz Büyük Bir İlgi İle Başladı

14.02.2022

Doç Dr. Mustafa Yavuz ve Bilim Tarihi ve Felsefesi Yüksek Lisans Öğrencisi Merve Sürmeli’nin düzenlendiği Canlı Bilimler Söyleşileri isimli yeni webinar etkinliğimiz 10 Şubat 2022 Perşembe gecesi saat: 21:00'da Prof. Dr. Orhan Sevgi’nin "Ekolojinin Türkçe Birikimi" başlıklı sunumu ile başladı. 

Öncelikle, ekolojiye dair birikimin sağlanmasının Türkçe terim üretme ile mümkün olduğunun altı çizilerek, bu bağlamda geçmişte neler yapıldığı, halihazırdaki kazanımlarımız ve zafiyetlerimiz ve gelecek için öneri ve temennileri merkeze alan bir sunum gerçekleştirildi.

Sunumuna ‘ekoloji’nin ve bu bilimdeki terimlerin Türkçe karşılıklarının olmadığına dikkat çekerek başlayan hocamız, Türkçe terim üretme çabalarına dair gelmiş geçmiş çabaların da yetersiz kaldığına, hatta hatalı sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti. Örnek olarak vaktiyle gündeme gelmiş olan ‘çevrebilim’ teriminin ekolojinin asla karşılığı olamayacağı yönünde bir ikazda bulunarak, sadece insanı değil doğadaki tüm canlıların çevre ile ilişkisini ele alması itibariyle ekolojinin çok daha geniş kapsamlı anlaşılması ve adlandırılması gerektiğini belirtti.

Ardından, Türkçe terimlerdeki yetersizliğin bilimi topluma adeta yabancılaştırdığını örnekleyen birtakım sakıncalara değinmek suretiyle hocamız, Türkçe bir bilim dili sayesinde bilimsel konuları hem öğrencilere aktarmanın hem akademisyenlerle takip etmenin ve değerlendirmenin hem de toplumsallaştırmanın büyük ölçüde kolaylaşacağını, hatta çevresel faktörler ve bireysel sağlık ilişkisine dair farkındalığın artacağını ifade etti. Üstelik, insanoğlunda doğal bir terim üretme yetisi olduğuna dikkat çeken hocamız, bu yetinin özellikle doğa bilimlerinde son derece başarılı sonuçlar getireceğini vurguladı. Ayrıca eğer kültürel ve toplumsal kodlardan arındırıldığı taktirde sosyal bilimlerde bile Türkçe terim üretmenin zor olmayacağına dair inancını da paylaştı. Başka bir deyişle, bilim dili Türkçe olmasa bile üretimin Türkçe yapılmasının mümkün olduğunun altı çizilmiş oldu. Burada söz konusu olan, yabancı dilde yapılan yayınlara bir olumsuz bir tepki olmayıp Türk dilinde bir bilim üretiminin Türkçe birikimi kesintiye uğratacak boyutlarda ihmal edilmemesi zorunluluğudur.

Ekolojinin pek çok disiplinle ilişkisi olması ve çevre sorunları ile kendini hissettirmesi itibariyle, Türkiye’de 1940lı yıllarda önce orman fakültelerinde, sonra ziraat fakültelerinde, 1970’lerde tıp fakültelerinde yer edinmesinin olumlu bir gelişme olduğunu ifade eden hocamız, bu sayede 2000li yıllar itibariyle kavramca zengin metinlerin doğduğuna işaret etti. Bu süreçte yapılan Türkçe tercümeler esnasında, Türkçeleşen terimlerde yaklaşık %5 gibi bir orana ulaşıldığını, bunun da azımsanmaması gerektiğini belirtti.

Sunumun sonunda; bu konuda kimi zaman Türk Dil Kurumu’yla işbirliği gerekli olsa da bu çabaların sadece Türk Dil Kurumu’na bırakılmaması, akademisyenlerin çalışmalarında terim üretmekten geri durmaması gerektiği yönünde birtakım önerilerde bulunuldu. Hatta gerekirse köylere gitmek suretiyle, terimlerin ilgili olduğu yerden ilham alınarak üretilmesinin oldukça isabetli olacağı, ‘Türkçe ekoloji’ özelinde verilecek somut önerilerden biri oldu. Ayrıca, Avrasya Terim Dergisi’nin ormancılık terimlerine dair ihtiyaçlardan doğup, sonra ormancılık sonra da doğa bilimlerine de hitap eden bir dergi olduğu hatırlatılarak tüm akademisyenleri terim üretme kültürünü canlandırmaya teşvik edildi. Son olarak soru-cevap faslı ile etkinliğimizin ilki tamamlanmış oldu. Program, lisans ve lisansüstü öğrenciler ve akademisyenlerden büyük ilgi gördü. Prof. Dr. Orhan Sevgi’ye tekrar teşekkür ederiz.